Eminevim sistemi caiz mi?

14 Ağustos 2018
Bir Finansman Yöntemi Olarak Elbirliği Sisteminin Fıkhî Tahlili Elbirliği sistemi hem konut, hem de taşıt finansmanında kullanılan bir sistemdir. Bu çalışmada biz daha kompleks olan konut finansmanı üzerine yoğunlaşacağız.

“Elbirliği sistemi” konut finansmanında bazı alt “yöntemlerden oluşmakta ve bu yöntemler de farklı tarz ve şekillerde uygulanabilmektedir. Şu an için özellikle iki temel yöntem söz konusudur.
Bunlar:
A -  Çekilişli (kuralı) yöntem
B -  Vade ortası yöntemdir.

Elbirliği sistemi içindeki bu iki ana yöntem altında pek çok alt yöntemler geliştirilebilir. Biz burada özellikle standart hale gelmiş bu iki yöntemi analiz edeceğiz. Bu iki temel yöntemi açık bir şekilde ortaya koyabilirsek diğer alt yöntemleri kavramak daha kolay olacaktır. Zira sistem öncelikle bu iki ana yöntemin modellenmesi ile anlaşılabilecektir.

Bu yöntemin analizi ve modellemesi şöyle yapılabilir: Üyeler konut ya da taşıt sahibi olmak için organizatör firma ile sözleşme yaparak sisteme dâhil olur. Bu sözleşme bildiğimiz standart isimli sözleşmelerden biri olmayıp karma bir sözleşmedir ve içinde şu unsurları içerir:

I - İlk adımda üyeler firmaya üyelikle ilgili gerekli her türlü işlemi yapma noktasında vekâlet verir. Dolayısıyla ilk olarak bir vekâlet akdi söz konusudur. Firma bu vekâlet ile birlikte yapacağı her türlü işlem için üyeden organizasyon ücreti almayı hak eder. Firma bu vekâlet ile üyeyi uygun bir grubun üyesi yapar ve grup oluşturur.

II - Bu grup içinde ilk ayın ödemeleri yapıldığında organizatör firma üyeler arasında, onlardan aldığı vekâlete dayanarak bir tür azalan ortaklık (müşâreke-i mütenâkısa) akdi kurar. Çoğu klasik ortaklıklardakinin aksine, buradaki amaç ticaret yapıp bunun kârını ortaklar arasında bölüşmek değil, toplanan para ile üyelerin konut sahibi olmasını sağlamaktır.

Sistemin dayandığı müşâreke (ortaklık) en basit şekliyle şöyle anlatılabilir: İki kişi, ortaklık kurmak gayesiyle, ortaya koydukları parayı/sermayeyi birleştirerek, bununla bir konut almakta ve bu konut üzerinde müşterek mülkiyet sahibi olmaktadır. Bu ortaklığın azalan ortaklık olarak nitelenmesi ise, ortaklardan birinin, diğerinin hissesini, kademeli olarak satın alarak azaltması ve tamamen bitirmesine dayanması sebebiyledir. Buna göre azalan ortaklığın neticesi, ortaklardan birinin söz konusu mal üzerinde ferdi mülkiyet kurmasıdır. Sistemin esası basit bir şekilde bu esas üzerine kuruludur.

Çekilişli (kuralı) yöntemde “azalan ortaklık (müşâreke)” modelinin nasıl işlediğini ise şu şekilde gösterilebiliriz:
40 aylık bir grupta üyeler ilk ayın taksitlerini öder. Toplanan bu sermaye ile ilk ayda kurada adı çıkan üyeye konut satın alır. Sermaye ortaklığa ait olduğu için teslimatını alan üye, teslim aldığı evin %2,5’unun (1/40) doğrudan maliki olur. Bu ev üzerinde diğer katılımcıların ise %97,5 (39/40) hakkı vardır. Yani evin bu miktarının mülkiyeti diğer üyelerindir. Evini birinci ayda teslim alan üye, ikinci ayda bir taksit daha ödemiş olacağından, teslim aldığı evin %5’inin (2/40) maliki olur. İkinci ayda bu ev üzerinde diğer üyelerin ise hissesi %95 (38/40)’e gerilemiştir. Bu şekilde her ayın ödemesiyle ilk üyenin konut üzerindeki hissesi artarken, grubun hissesi azalmaktadır. Konutunu ikinci ayda teslim alan üye de ilk anda konutun %5’inin doğrudan maliki olur. Zira iki ay taksit ödemiştir. Bu sistem bu şekilde her ay yeni bir üyenin konut edinmesiyle sürerek devam eder.
Konutunu alan her üye, evi üzerindeki, henüz konutunu almamış olan, diğer hissedar üyelere, gerçek bir mülkiyetten kaynaklanan kira bedeli öder. Firma üyeler arasındaki bu kira işlemlerini de onlardan aldığı vekâlet doğrultusunda yönetir ve organize eder. Dolayısıyla firma, üyeler arasında cereyan edecek bu kira akitlerini de onlardan aldığı vekâletle kurar. Bu işlem için bazen “kira yardımı” ifadesi kullanılsa da burada yardım değil gerçek bir kira söz konusudur.

III - Çekilişli sistemdeki bu grup için belirlenen vadenin (örneğimizde kırk ay idi) yarısından bir sonraki ay olan 21. ay tamamlandığında, henüz finansmanını teslim almamış olan katılımcılara toplu teslimat yapılır. Bu teslimat için gereken fon, aşağıda temas edeceğimiz vade ortası yöntemde biriken fon başta olmak üzere sistemin tamamından ve gerekirse şirketin kendi kaynakları da kullanılarak temin edilir. Bu toplu teslimat ile grup içindeki azalan ortaklık varlığını devam ettirir ancak bu noktadan sonra ortaklıktaki sözleşmenin tarafları değişir. Bu ana kadar azalan ortaklık, grup içindeki üyeler arasında iken bu noktadan (21. ay sonrasında yapılan toplu teslimattan) sonra ortaklık artık büyük havuzdaki fonu yöneten organizatör firma ile toplu teslimatı yapılan üyeler arasındaki bir ortaklığa dönüşür. Dolayısıyla çekilişli sistemdeki üçüncü önemli işlem firmanın bu yeni azalan ortaklığı üyeler adına gerçekleştirmesidir ki bunu da iki esasa dayanarak yapar: Bunlardan ilki üyelerden baştan aldığı vekâlet ve diğeri ise yine üyelerle yaptığı mudarebe akdidir.

Böylece çekilişli sistemde üyelerle firma arasındaki ilişkiye bir de mudarebe akdi katılır ve firma bu fonları kendi kurduğu sistem içerisinde değerlendirerek buradan kira geliri elde eder. Üyeler, konutlarının ortağı olan fona kira bedeli ödemeye başlarlar. Kira bedellerinden elde edilen gelir, fonu yöneten organizatör firma ile üyeler arasında yapılan mudarebe sözleşmesinde belirlenen oranlara göre paylaşılır.

Üyeler tüm ödemeler bitmeden konutlarının tamamına gerçek anlamda malik olmadıkları için ödenen kira meşrudur ve sistemin sürdürülmesi için gereklidir. Kira bedeli alınması, sistemin adaleti için önemli bir unsur olduğu gibi meşruiyetini de güçlendirecek bir husustur.

Üyelerin birbirine ortak olduğu şeklinde tasarlanan bu model konut üzerinde ortak olanın hissesi oranında kira bedeli almasını mümkün kılmaktadır. Bu durumda kurada en son sırada çıkan üye en fazla kira bedeli alarak, son sırada çıkmanın dezavantajını telafi edebilecek imkâna kavuşmaktadır. Organizatör firmanın sisteme katılan üyelerden katılım bedeli alması, azalan ortaklığın organizesi ve bununla ilgili her türlü gerekli işlemlerin yapılması amacıyla üyelerle yapılan ücretli vekâlete dayandığı içine meşrudur. Ancak bu ücretin makul ve bu iş için piyasa şartlarında alınabilecek miktara yakın olması önemlidir.

       I - Vade ortası yöntemi Vade ortası yöntemde üyeler açık bir şekilde gruplar halinde organize olmayıp bütün üyelerden oluşan tek bir gruptan bahsedilebilir. Bu yöntemde çekiliş (kura) yoktur ve her üye girdiği vadenin yarısından bir sonraki ay finansmanına kavuşacaktır. Bu vakte kadar ise tasarrufta bulunmaya devam edecektir. Mesela kırk aylık bir taksit planı oluşturulduğunda, üye ilk yirmi bir ay firma nezdinde tasarruf yapar. Yirmi birinci ayda ise tüm finansmanına kavuşur. Bu süre baştan belirlidir ve çekilişe/kuraya ihtiyaç duyulmaz. Verilen peşinata göre teslimat tarihi öne çekilebilir.

Bu yöntemdeki sözleşmeler şöyledir: Üye ile firma arasında yine vekâlet akdi söz konusudur. Ayrıca, vade ortasına kadar tasarrufunu sistemde bekletecek üye, firma ile mudarebe akdi yaparak, bu fonun firma tarafından kullanılmasına müsaade eder. Firma da bu fonu kullanarak doğan bir gelir olduğunda kar üzerinde hissedar olur. Firma bu fonu, özellikle yukarıda belirtilen çekilişli sistemdeki gruplara vade yarısından sonra yapılan toplu teslimatta kullanır. Mudarebe akdi firmaya bunu yapmaya imkân vermesi açısından önemlidir.

Ayrıca vade ortası sistemdeki üyenin vade ortası geldiğinde, firma sistemdeki fondan ona tüm finansmanı temin eder ve bu defa onu, yönettiği bu fon ile azalan ortaklık içine dâhil eder. Şöyle ki vade ortasına kadar üyenin yatırdığı taksitlerle firmanın sistemdeki fondan aktardığı miktar bir araya getirilerek ortaya çıkan sermaye ortaklığı ile bu üyeye bir konut alınmaktadır.

Vade ortasına giren üyeler kural olarak mudarebe akdi ile elde edilecek kira geliri fazlası olduğunda bunu firma ile paylaşabilir. Böyle bir gelir paylaşımına bazı çekincelerden dolayı girmek istemeyen üyeler olursa, onlar için “gelir paylaşımsız mudarebe akdi” yapılabilir. Bu durumda üyeler firmaya yatırdıkları fonun firma tarafından sistem içinde azalan ortaklık şeklinde kullanılıp kira bedeli alınmasına müsaade etmiş olurlar. Bu işlem de fıkhen meşrudur. Burada önemli olan tarafların meşru sınırlar içinde karşılıklı anlaşarak işlem yapmaları ve yapılacak işlemleri sözleşmelerde açıkça belirtmeleridir.

Gerek konut ve gerekse taşıt finansmanında uygulanabilecek diğer potansiyel yöntemler de yukarıdaki esaslara göre analiz edilerek modellenebilir. Buna göre taşıt finansmanı da konut finansmanındaki bu temel iki yöntemle yapılmaktadır. Uygulamalardaki tek fark oto finansmanında kira işleminin olmamasıdır. Bu açıdan taşıt finansmanı daha sadedir. Ancak teorik olarak taşıt finansmanının da tıpkı konuttaki şartlarda kira bedelli olarak yapılması mümkündür.

Özet olarak bu sistem, her iki yöntemde (çekilişli ve vade ortası) ve bulunabilecek diğer muhtemel yöntemlerde de aynı esaslarla çalışır. Sistem, üyelerle organizatör firma arasında yapılan;

  1 - Vekâlet ve
  2 - Mudarebe sözleşmeleriyle işlemeye başlar.
  3 - Bu vekâlet yoluyla firma, çekilişli sistemde önce gruba dâhil üyeler arasında ve vade ortası geldiğinde de ise, (her iki yöntemde de) üyeler ile mudarebe yoluyla işlettiği fon arasında azalan ortaklık kurar. Konut finansmanında azalan ortaklık kurulduğu her durumda kira akdi de tesis edilir.

Sistemi ortaklık üzerinden modellemeyip, karz (tüketim ödüncü, borç, kredi) ya da başka bir şekilde tasarlanırsa, en başta bu organizasyondan katılım bedeli almanın fıkhi temeli ortadan kalkacak ve sistemi esnek bir şekilde kurgulamak zorlaşacaktır. Bu sebeple sistem içindeki her iki yöntemin de “azalan müşâreke/ortaklık” esası üzerine kurgulanması en doğrusu olarak görülmektedir. Azalan müşâreke sözleşmesi modern dönemde geliştirilen yeni bir tür müşâreke yani bir tür sermeye ortaklığı sözleşmesidir. Ortaklar sermaye koyarak bu sermaye ile ferdi mülkiyet temini ile sonuçlanacak bir ortaklık kurmaktadırlar. Bu sözleşmeye dayanan bir ortaklıktır. Ortaklık sermayesi ile alınan mallar üzerinde üyelerin hissesi giderek arttığı ve diğer ortakların hissesi azaldığı için de, bu bir tür “azalan müşâreke” niteliği kazanmaktadır.

Verdiğimiz bütün bilgileri ve analizi göz önüne alarak, Eminevim Sistemi fıkhen meşrudur. Bu akitte faiz yoktur.
CEVAPLAYAN:
Mehmet ÇOBAN
Mehmet ÇOBANFıkıh Uyum Sorumlusu
BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN: PaylaşPaylaşPaylaş